29 Ağustos 2014 Cuma

PERİLERİN ARMAĞANLARI





Periler büyüktoplantılarını yapıyorlardı, son yirmi dört saat içinde dünyaya gelmiş bebeklerarasında armağan dağı­tımını gerçekleştireceklerdi.

Yazgının bütün bueski, bu kaprisli Bacıları, sevincin ve acının bütün bu garip Anaları son dereceçeşitliydiler: Kimilerinin kederli, asık yüzlü bir görünüşü vardı, kimileri deşen şakrak, alaycıydılar; kimileri gençti, her zaman genç olmuşlardı; kimileriihtiyardı, her zaman ihtiyar olmuşlardı.

Perilere inananbütün babalar gelmişlerdi, bebeklerini de getirmişlerdi kollarında.
Armağanlar,Yetenekler, iyi Rastlantılar, karşı durulmaz Durumlar, bir armağan dağıtımındakürsü üstü­ne konulan ödüller gibi yığılmıştı kurulun yanına. Burada­ki ayrılık,Armağanların bir çabanın karşılığı olan birer ödül değil de, daha yaşamamışolana gösterilen birer lütuf, alın yazısına yön verebilecek, mutluluk kadaryıkımın da kaynağı olabilecek birer lütuf olmasıydı.
Zavallı Perilerinişleri başlarından aşkındı; istekliler çok kalabalıktı çünkü, sonra Tanrı ileinsan arasında yer alan varlıklar da bizim gibi Zamanın ve sonsuz çocuklarının,Günlerin, Saatlerin, Dakikaların, Saniyelerin korkunç yasa­sına uyarlardı.




Gerçekten, birgörüşme gününde bakanlar kadar, ulusal bir bayramın karşılıksız azatlargetirdiği günlerde Mont-de-Piété görevlileri kadar şaşkındılar. Hatta, sabahtanberi duruşmada bulunup da akşam yemeğini, aileyi, sevgili terliklerinidüşünmekten kendilerini alamayan insan yargıçlar gibi, zaman zaman saatinibresine de baktılar sanıyorum. Doğaüstü adalette bile biraz acele ve rastlantıolduktan sonra insan adaletinin de bazı bazı böyle olmasına şaşmayalım. Bizlerde haksız birer yargıç oluruz yoksa.

O gün de bazısaçmalıklar yapıldı bu yüzden, ama Pe­rilerin belirgin, değişmez huyu önlemdençok kapris oldu­ğu için, bu saçmalıkları garip saymak yersiz olurdu.

Böylece servetimıknatıs gibi çekme gücü, çok zengin bir ailenin biricik varisine bırakıldı,çocukta yaşamın gözle görülür servetlerine karşı hiçbir hırs bulunmadığı gibi,her türlü yardımseverlik duygusundan da yoksun olduğundan, ilerde milyonlarıylapek sıkıcı durumlara düşebilirdi.
Güzellik aşkı ileŞiir gücü de böylece kederli bir kopu­ğun, bir taşocağı işçisinin oğlunaverildi, adam baş belâsı çocuğunun yeteneklerini hiçbir biçimde destekleyemez,gereksinmelerini de karşılayamazdı.
Bu törenlerdedağıtılanın değiştirilemeyeceğini, bir armağanın geri çevrilemeyeceğinisöylemeyi unuttum.
Bütün Perilerangaryanın bittiğini sanarak kalkıyor­lardı; bu insan parçalarına atılacakhiçbir armağan, hiçbir ödül kalmamıştı çünkü; bu sırada adamın biri, sanırımza­vallı, ufak bir satıcı, ayağa kalktı, kendisine en yakın Perinin renk renkbuhardan yapılmış giysisine yapışarak haykırıver­di:



“Ne o! bayan! biziunuttunuz galiba! benim çocuğum var daha! Boş yere gelmedik ya.”

Peri güç durumadüşmüş olabilirdi; hiçten başka bir şey kalmamıştı çünkü. Ama Periler, YeraltıCüceleri, Hava Perileri, Su Perileri gibi insan dostu olan, çoğu zaman dakendilerini onun tutkularına uydurmak zorunda kalan, ele gelmeyecek kadar ince,tanrısal varlıkların doğaüstü dün­yasında, binde bir uygulanmakla birlikte, çokiyi bilinen bir yasayı anımsadı, -böyle bir durumda, yani armağanlar tükenince,hemen oracıkta, bir armağan yaratacak düş gücü varsa, periyi bir armağan daha, fazladan ve olağanüstü bir- armağan daha vermeye yetkili kılar yasayı.

İyi Peri de böylece,periliğine yaraşır bir güvenle, “Senin oğluna … senin oğluna da … Beğenilmevergisini veriyorum!” dedi.
“Ama nasılbeğenilmek! beğenilmek, ha? .. neden beğenilmek?” diye sordu küçük dükkâncıinatla, Uyumsuz­luk mantığına kadar yükselecek güçte olmayan, şu orta-malımantık yürütücülerden biri olmalıydı.
“Çünkü! Çünkü!” diyeyanıtladı Peri öfkeyle, ona sır­tını döndü, sonra da arkadaşlarının arasınakatıldı, şöyle diyordu onlara: “Şu küçük, kendini beğenmiş Fransız’a nedersiniz, her şeyi anlamak istiyor, oğluna en iyi armağanı kopardıktan sonrabile soru sormaya, Tartışılmaz’ı tartışmaya kalkıyor?”


Charles BAUDELAİRE
Paris Sıkıntısı

Çev: Tahsin Yücel